T

Beyaz tülbent…“Barış Anneleri” ile sadece sıradan Kürt kadınının baş örtüsü olmayı aşar ve politik bir anlama bürünerek barış aktivizminin sembolüne dönüşür.

İnsanları bir araya getiren, peşinden koşturup keyiflendiren; kimi zaman ayrı düşüren, öfkelendiren sihirli bir nesne gibi top.

Şirketler, bankalar ve bilcümle piyasa aktörü için mobil telefon şebekesi ve ilişkide olduğu görsel işitsel eğlence dünyası, ardı kesilmez bir kazanç kapısı. Devletler içinse telefon cihazları üzerinden şirketlerin elde ettiği güç, ürkütücü.

Taş sanki hayatı tutar; kim açsa, kırsa, baksa içine görür bütün yeryüzünü her zerresinde.

Televizyon… Kimilerine göre sihirli kutu, kimilerine göre aptal kutusu… Kimi zaman darbe habercisi, kimi zaman “kuzucuklarım” diyen Adile Naşit’in şefkatli sesi…

O yalnız erkeklerin süreceği Toroslar, yollar ve yıllar boyunca isimleri alt alta sıralanmış Kürtlerin üstüne sürülecekti ve nihai hedef veya fantezi, dağların zirvesine park etmekti. Bunun için beyaz Toroslara her yol mübah görülmüştü.

Kışların oldukça uzun geçtiği Doğu Anadolu Bölgesi için tezek, uzun süre aranan, insanları fazlaca meşgul eden ve yapısı, kalorisi, işlem görme şekliyle onlarca isim ve sıfat kazanmış bir nesneydi.

Bugün adına traktör dediğimiz araç ise, tarımsal üretimde kullanılmak üzere Sanayi Devrimi ile birlikte makinenin muazzam çeki gücüyle birleştirilerek emek-yoğun bir üretimin hem niteliğine hem de niceliğine etkide bulunmuştur.

Tren, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyıl başlarına dek, modernliğin en gösterişli aletlerinden, en güçlü imgelerinden biri…

Tespih, yuvarlak boncukları ve dairesel şekli1 ile bütün bir kozmolojiyi, evrendeki gezegenleri, kâinatın tekrarlayan döngüselliğini resmederken, onu çeken insan da ritmik hareketleriyle evrendeki bu kozmolojik döngüye, tevekkül halindeki varoluşuyla iştirak ediyor gibidir.

Tütün deyince ne gelir aklınıza? Buram buram hasretlikle, “sigaramın dumanına saklasam seni” diye diye sarılan bir cigara mı? …

Bir yerel tohumun yolculuğu, ekilmesi ve yeşermesi, kültürünün ekilmesi ve yeşermesi anlamına gelir. Tohum ekilmeye devam ediliyorsa bu kültür yaşıyor, ekilmiyorsa ölüyordur diyebiliriz; hem kültürel hem de varoluşsal anlamda.