GAZİNO
EMRAH ZIRAMAN

İÇERİK

Giriş

Türkiye’de gazinoların tarihi, doğrudan cumhuriyetin kurulması ile başlar ve ortaya çıkışları cumhuriyetin kültür, kent ve mekân ideallerine paralellik içerir. Gazinoların tarihsel yolculuğuna bakıldığında, Türkiye’nin 100 yıllık cumhuriyet hikâyesindeki değişimlerin, dönüşümlerin keskin ve görünür izdüşümlerini yakalamak mümkündür.

Genel olarak bu izdüşümler, aslında ölçek olarak küçük bir mekânda, müzikten müdavimlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Tarihi, cumhuriyet gibi dalgalı bir seyir izleyen gazinonun müdavimleri arasında modernist kent elitleri de vardır, lümpen proletarya da. Gazinoda Batı melodileri içeren hafif müzik de vardır, Doğu’nun arabeski de.

Gazino sadece müzik ve müdavimlerden oluşmaz elbette. Temelde bir eğlence mekânı olmasından dolayı, günümüzün ifadesi ile hizmet sektörünün içinde yer alan gazino, hangi kentin neresinde bulunduğundan çalışanlarına; sunduğu menülerden içkili-içkisiz ayrımına kadar pek çok parametrenin bileşkesidir.

Gazino 1923-1960, 1960-1980, 1980-2000 olarak ayrılabilecek üç dönemde Türkiye’nin kültürel, sınıfsal, ekonomik ve kent tarihinin izdüşümü olan bir mekân olmuştur. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde ise gazinolar nostaljik mekânlara dönüşmüşlerdir. Gazinonun nostalji mekânı olmasına ilginç ve güncel bir örnek, Gazino Neukölln adlı müzik grubunun gazinolarda çalınmış eski müzikleri yeniden yorumlayarak icra ediyor oluşudur.1

“Gazino”nun Etimolojisi, Tanımı ve Türkçede İmledikleri

Türkçede “gazino” olarak telaffuz edilen casino kelimesi, 18. yüzyıl ortasındaki kullanımında İtalyanca “küçük ev” anlamına gelir (Online Etymology Dictionary) ve burada gazinonun işaret ettiği ev, “kırsaldaki villa, yaz evi veya sosyal kulüp”tür (Thomson, 2015: 43). 18. yüzyılın sonunda gazinonun mekân olarak kullanımı “iskambil kâğıdı oynanan,” 19. yüzyılın ilk çeyreğinde ise “aristokratik kumar için yapılan” yeri işaret etmektedir. Böylece 19. yüzyıldan itibaren gazino, çevre sakinlerinin kumar oynadığı, dans ettiği, müzik dinlediği mekân anlamına bürünür. 19. yüzyılın sonlarında ise Amerika Birleşik Devletleri’nde kumar oynama işlevi merkeze yerleşir ve “gazino” denildiğinde artık Las Vegas akla gelir.

Gece Las Vegas panoraması. Kaynak: Wikimedia []

Etimolojik kökeni ve ilk anlamı “kumar” ile ilintili olsa da gazinonun temel işlevi aslında onun anlamının sınırlarını da belirler: Eğlence. Eğlence de bize boş zamanı işaret eder. Bu noktada gazino, kafe ya da kahvehane, bar ya da disko gibi iş ve ev dışında kalan, boş zamanın kullanıldığı, harcandığı kamusal mekânlardan biri olarak karşımıza çıkar.

Bir mekân, kullanıcılarıyla işlevli hale gelir; boş zaman mekânlarının temel kullanım amacı onun kullanıcıları tarafından da belirlenir. Bununla birlikte boş zaman mekânları sadece genel kullanıcıları değil, süreklilik arz eden müdavimleri de içerir. Boş zaman mekânlarının müdavimleri de boş zamanın kullanım amacına uygun olarak mekâna uygun kelimeler, terimler üretebilecekleri gibi mekânın kullanım amaçlarından birini karşılayan bir kelimeyi de o mekân için kullanabilirler. Bu bağlamda Türkçede “gazino” bugün evrensel olarak “kumar oynanan yer” dışında müzik dinleme, eğlenme ve dinlenme (boş zaman) mekânı anlamında da kullanılır.

Türkçede gazino, müdavimlerine işaret edecek şekilde gruplara ayrılır: “Er gazinosu” ve “aile gazinosu” gibi. Askeriyenin katı hiyerarşisine uygun olarak rütbeye göre (er-astsubay-subay) sınıflandırılan gazinolar, asıl olarak aile çay bahçesi olmasına rağmen bir nedenle “aile gazinosu” denilen mekânlar, toplumsal algıda “batakhane” olarak konumlandırılan ve içinde kumar oynanan gazinolar ilginç ve ayrı ayrı ele alınması gereken gazino türleridir. Bununla birlikte, cumhuriyet tarihi içinde gazinonun temel anlam ve işlevini aştıkları için bu yazının kapsamı dışında kalırlar.

Gökhan Akçura (2022), Bir Zamanlar Yazlık Bahçeler başlıklı yazısında terim olarak gazino ve mekân olarak gazino arasındaki ilişkiyi şöyle tarif eder: “Bu dönem ‘yazlık bahçe’ olarak karşımıza çıkan mekânlar, sonradan gazino olarak adlandırılacak. Aslında gazino sözcüğü çok daha eski zamanlarda da var, ama pek de kullanılmıyor, bahçe sözü daha seviliyor belli ki.” Belki de gazino kelimesinin Türkçede pek çok mekânı içerecek şekilde kullanılmasının nedeni, Akçura’nın işaret ettiği gibi, mekândan çok gazino kelimesinin “sevilmesi” olabilir.

Büyükçamlıca Subaşı Gazinosu dış kapısı, 1930’ların sonu. Kaynak: Süreyya Ağaoğlu Özel Arşivi /10001_118_042 [], © Kadın Eserleri Kütüphanesi.

Gazinolu Yıllar

Gazinoların 100 yıl içindeki değişimlerini çok genel hatları ile 1923-60, 1960-80 ve 1980-2000 dönemi olarak ayırabiliriz. Bu üç dönemin ortak özelliklerinden biri, her dönemin toplumsal izdüşümlerinin, boş zaman etkinliği olan eğlence üzerinden gazinolarda görülmesidir. Bu izdüşümlere bakarak Türkiye’deki genel toplumsal halleri izlemek, keşfetmek, tariflemek mümkündür. İkinci ortak özellik, ayrı bir başlık altında aşağıda ele alacağımız gibi, gazinoların büyük kentlerin mekânları olması ve küçük kentlerin büyük kentleri bir yandan kopya ederken; diğer yandan kendi yerel ilişkilerine göre dönüştürmesidir.

1923-1960 Arası

Cumhuriyetin kuruluşu ile eğlence anlayışında ve bununla ilişkili olarak boş zamanın değerlendirilmesinde değişimler yaşandı. Bir yandan İzmir ve eski başkent İstanbul’da imparatorluktan kalma eğlence kültürü, modern cumhuriyetin içine yedirilirken; diğer yandan Ankara başta olmak üzere cumhuriyetin yeni kentleri kendi eğlencesini ortaya çıkarıyordu.

Eğlencenin kitlesi de, halktan seçkinlere kadar geniş bir kesimi kapsıyordu. Mekânlar da kendi özel üyeleri olan kulüplerden, nüfusun her kesimine hitap eden ve herkesin gidebileceği çayırlık alanlara kadar farklı yerleri içeriyordu. Diğer yandan ülkenin ve devletin yeniden inşasında eğlenceye dair hissedilen yetersizlikler ve eksiklikler, mekânların fiilen inşası ile giderilmeye çalışılıyordu (Lale, 2021).

İlk ortaya çıktıkları İstanbul, Ankara ve İzmir’in şehir planlamasında gazinolar, cumhuriyetin yeni kentlerinin eğlence mekânları olarak yer aldılar. Bununla birlikte, var olan bir mekânın isminin gazino olarak değiştirilmesi de söz konusuydu.

İzmir Fuar Gazinosu orkestrası, 1938. Kaynak: Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi /İBB İzfaş Bağışı Fonu.

1923-1960 arası gazinoların eğlence fonksiyonu, 1950 öncesi ve sonrası olarak iki ayrı döneme ayrılabilir. 1923-50 arasında gazinolar gün içindeki boş zamanın değerlendirildiği yerler olduğu gibi “nişan, düğün, balo” gibi törenler için de kullanılıyordu. Bu dönemin eğlencesinde belirleyici olan, gazinoyu kullananların değil, işletenlerin talepleriydi. Cumhuriyetin ilk yıllarında gazinolarda halk müziğinden Batı müziğine çok çeşitli türdeki müziklerin icrasının, gazino kullanıcılarının taleplerinden çok gazino sahipleri ve işletmecileri tarafından belirlendiğini görürüz. Ancak 1950’lerin ortasından itibaren gazinoda çalan müzikleri, gazinoya gidenler belirlemeye başlar. Bu, cumhuriyet tarihinde eğlenceyi de içeren kültürel ilişkilerin değişimine işaret eder. 1960’tan sonra ise arz ve talep edenlerin kesin ve keskin kaynaşmasından bahsedilebilir.

1960-1980 Arası

1960-1980 arası, “gazinoların altın çağı” olarak tanımlanır. Gazinoların, tarihin en değerli parası olan altınla özdeşleştirildiği bu dönem, aynı zamanda cumhuriyet yıllarındaki devlet-sermaye ilişkisinin de izdüşümüdür. Aslında bu dönem, 1950’lerde başlayan ve devletin sermayeyi belirleme ve düzenlemesinden; sermayenin devleti belirleme ve düzenlemesine geçişle belirlenir. Bu dönüşüm, genel olarak kültürel hayatta, özel olarak ise gazinolarda yansımasını bulur.

50’lerden sonra nüfusun kırdan kente akışı, kentin hem merkezini hem de çeperlerini değiştirmişti. Bu yıllarda kentlerde yerleşiklerin yanına göç edenler de katıldı. Bununla birlikte kent sınırları dışındaki yerler, kentin yeni birer parçası olarak kente dahil olmaya başladı. Yerlilerden ve göç edenlerden oluşan bu yeni heterojen kent nüfusu, kendi eğlence biçimlerini hem talep etti hem de var olan eğlence biçimlerini değiştirdi.

Bu noktada, radyo başta olmak üzere kayıt teknolojilerinin de değişmesi ile eğlence anlayışında müziğin belirleyici olduğu radikal dönüşümler ortaya çıktı. Müzik, kendi dinleyici kitlesi tarafından belirlendiği gibi kendi kitlesini de belirlemeye başladı. Artık bazı müzik türleri ve müzisyenler diğerlerinden daha dinlenir, daha istenir hale gelmişti. Sermaye bu noktada daha güçlü ve serbest biçimde devreye girerek eğlence talep edenlere, arz edilenin en çok talep edilen olduğu iddiasını sunmaya başladı. Funda Cantek’in (2022) isabetli tespiti ile “para trafiğini idare edenler gazino kültürünü de değiştirmişlerdi.” Böylece 1950’lerde, özel sermayenin gazinoları, kamunun (yerel yönetimlerin) elinden almasından sonra daha önce belediyelere ait gazinolarda sahne alan Cemal Reşit Rey ve Münir Nurettin Selçuk gibi büyük müzisyenlerin yerini her gece Zeki Müren, Muazzez Abacı gibi “assolistler” ve onların belirlediği müzisyen kadrosu doldurmaya başladı (Yapar, 2014).

1962 Yılına Ait Bir Gazino Afişi. Kaynak: Nadir Kitap, Bora Sahaf []
Taksim Belediye Gazinosu’nda Konservatuar konserler dizisinden, 1947. Kaynak: Cumhuriyet no. 8378 (13.12.1947), s. 4.

1970’lere gelindiğinde ise sermayenin artık kesin biçimde hâkim ve etkin olduğu gazinolar, bildik assolistlerin yanına rock’n roll gibi yeni ve gençlerin dinlediği müzik türleri ile sinemada boy göstermiş yıldız aktör ve aktrislerin yer aldığı kabareleri de içeren yelpazesiyle geniş bir eğlence anlayışının mekânları haline gelir. Yelpazenin genişlemesiyle birlikte gazinoların müdavimleri sayıca fazlalaşsa da, müdavim profili gazinodaki hesabı ödeyebilecek kesimlerden oluşacak kadar darlaşır. Ancak bunun da çözümü bulunur: “Halkın sevgilisi” sanatçılar, sadece hesap ödeyebilen “elit”lerin karşısına değil; bilet alabilen “halkın” da karşısına çıkmaya başlar. Bu da yetmez, sırf kadınlar için matineler (gündüz kuşakları) düzenlenir.

70’lerden İzmir Fuarı ile ilgili bir haber kupürü. Kaynak: Yollarda Hayat Var [Blog] []
Zeki Müren ile Maksim Gazinosu Kadınlar Matinesi (1960’lar) Kaynak: Twitter, @eski_istanbullu []
Uzun seneler Maksim Gazinosu’nun patronluğunu yürüten Fahrettin Aslan: “Çok assolist dövdüm” Hürriyet (31.05.1998). Kaynak: Marmara Üniversitesi [=Kapatılan Şehir Üniversitesi’nden Devir], Taha Toros Arşivi []

1960-1980 arasında biri gazinolardaki sermaye hareketi, diğeri popüler kültür olarak iki aks bulunur. İlk aks, bir benzetme yapılacak olursa, köylü Süleyman’ın (Demirel) başbakan olmasına benzer. 1932 doğumlu, garson-komi olarak çalışmaya başladığı Maksim Gazinosu’nun 1967 yılında tek hissedarı olan Fahrettin Aslan, ilerleyen yıllarda “Gazinocular Kralı” unvanını alır (Yüksel, 2021). Fahrettin Aslan ile gazinolar, bir müzisyenin ünlü olmasının göstergelerinden biri haline gelir. Öyle ki bu dönemin diğer bir eğlence mekânı olan pavyon, ya gazinolardan düşülen ya da gazinolara çıkılan bir basamak haline gelir. Gazinolar artık sermayedarlarından assolistlerine kadar “taht oyunları”nın oynandığı bir mekândır.

İkinci aks ise gazinoların sanatçısından müdavimine kadar –bugünün bildik kavramı ile magazinel bağlamda– ses getiren olayların mekânı olmaya başlamasıdır. 1962 yılında Zeki Müren bir gazinocudan aldığı; ancak, aslında kendisine verilmediği iddia edilen 150.000 TL’ye dair “dinleyicileri”ne hitaben bir mektup kaleme alırken (Eski Hayatlar, 2018); 1970’te gazinolardaki 15. yılında ise “mini etek”le sahne alacaktır (Tozlu Magazin, t.y.). 1960’larda gazinolarda “sansasyonel” olan olaylar, 80’lere gelindiğinde “rezalete” dönüşecektir.

Zeki Müren’in mini eteği. Kaynak: Bantmag []

1980-2000 Arası

12 Eylül darbesinin Türkiye’de iz bırakmadığı alan yoktur. Gazinolar, askeri cuntanın “düşman” kabul ettiği bir hedef değildir; ancak, cunta, gazinoları değilse de gazinoda sahneye çıkan bir kişiyi doğrudan hedef alır: Bülent Ersoy.

Ağustos 1980’de İzmir Enternasyonal Fuarı’nda sahnede göğüslerini açtığı için hakkında soruşturma başlatılan Bülent Ersoy, Eylül 1980’de bir hâkime hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklanır. 12 Haziran 1980’de translarla ilgili sahne yasağına, o tarihte henüz cinsiyet uyum ameliyatı olmamış Bülent Ersoy da dahil edilir. Bülent Ersoy’un sahne yasağı, 8 Ocak 1988’e kadar devam eder (Wikipedia). Bülent Ersoy da sahne yasağının kaldırılmasından 33 yıl sonra 12 Eylül’den “intikamını” yine bir 12 Eylül günü Küçükçiftlik Park’ta sahneye çıkarak alır (Mynet, 2013).

Köşk Gazinosu Afişi. Kaynak: Nadir Kitap, ,Bora Sahaf []
Küçükçiftlik Park Afişi. Kaynak: Magazinsortie []

Bülent Ersoy vakası hariç, 1980 darbesinden etkilenmeyen gazinolar, darbenin yarattığı toplumsal değişimi yansıtır. 12 Eylül ile birlikte gazinoların “altın çağı” da kapanmış olur. Gazinolardaki değişimin temel nedenlerinin başında televizyon, radyo ve video kayıt teknolojilerinin gelişmesine paralel olarak kitle eğlencesindeki dönüşüm gelir. Bu yıllarda büyük ve geçmişi olan gazinolar kendi varlığını şöhretli sanatçılarla devam ettirebilirken; diğer gazinolar alt düzeydeki sanatçılarla iş tutmaya çalışır.

80’lerde gazinoların karşısına artık güçlenmeye başlamış olan eski bir rakip çıkar: Pavyonlar. Büyük kentlerde toplumsal olarak alt tabakaların gittiği, taşrada ise erkeklerin neredeyse tek eğlence mekânı olan pavyonlar, hizmet anlayışı ile gazinolara gidemeyenlerin mekânı haline gelir. Pavyonların da kendi sanatçıları, müziği, servis etme biçimleri vardır ve hizmet bakımından gazinoları andırırlar. Aralarındaki tek fark, müziğinden müdavimine kadar kalite ile ilgilidir. Gazinolar kentlerin görünen yerlerindeyken; pavyonlar ara sokaklardadır.

Gazino ve pavyon arasındaki fark o kadar nettir ki gazino, pavyondan sonra çıkılacak doruk ve düşülecek son basamak olarak görülür. Gazino ve pavyon arasındaki keskin fark, 80’ler arabesk filmlerinde sıkça kullanılan temalardan biri olarak karşımıza çıkar. 1993’te gösterime giren, Ersin Pertan’ın yönettiği, erkek ve kadınların toplumsal rollerinin tamamen yer değiştirdiği Tersine Dünya filminin gazino sahnesinde statüler değişmesine rağmen gazinonun belirlediği cinsiyet rolleri aynıdır.

Rıdvan Dilmen’in Bülent Ersoy’a şişe fırlatması ile ilgili haber kupürü. Hürriyet (14.06.1989) Kaynak: Geçmiş Gazete [https://bit.ly/3VlkljM]

Gazinoların altın yılları, 80’lerden sonra ağırlıklı olarak İzmir Enternasyonal Fuarı’nda yaşatılmaya çalışılır. Aşağıda yeniden ele alacağımız İzmir Fuarı, Zeki Müren gibi 50’lerden itibaren gazinolarda sahne almış, İbrahim Tatlıses gibi 80’lerde ünlenmiş pek çok sanatçının sahne aldığı bir yerdir.

Fuar Lunapark Gazinosu Afişi, 1978. Kaynak: Pinterest, @ercamlibel [https://bit.ly/3iwBiJq]
Boşaltılan Fuar Göl Gazinosu. Kaynak: “Ünlü gazinolar tahliye edildi.” Dokuz Eylül Gazetesi [Çevrimiçi Edisyon] (04.11.2019 [https://bit.ly/3GXRLke]

Her sene 26 Ağustos-9 Eylül tarihleri arasında açık olan İzmir Fuarı, içindeki gazinolar ile bir yandan eskinin nostaljik, diğer yandan günün modern eğlence anlayışını içerir. 80’lerde Fuar Göl Gazinosu’nda bir yaz çalışmış bir tanıdığın aktarımıyla, gazinoların altın çağında İzmir Fuarı o kadar popüler ve aktiftir ki, bir tek gün içinde gazinolarda kadınlar matinesi, geceleri sahneye yakın yerlerde içkili masalar, onların hemen arkasında ise gazinoya bilet alarak girmiş ve tahta sandalyede oturan “halkın” da izleyeceği programları bulunur.

1990’lar ise büyük gazinoların kapanma dönemidir artık. Türkiye’deki en bilinen gazinolardan biri olan ve hem İstanbul’da hem de başka şehirlerde şubesi bulunan İstanbul Taksim’deki Maksim Gazinosu 92-98 yılları arasında kapanmış; 98’de yeniden açılsa da 2000’lerin ortasında yeniden kapanmıştır. Öyle görünüyor ki “gazinocular kralı” olarak anılan Fahrettin Aslan’ın 2005’teki ölümü ile gazinolar devri de bitmiştir. Gazino bugün kendisini var eden koşullardan bağımsız ve de ilgisiz olarak bir mekân levhasındaki bir isim haline dönüşmüş durumda.

Gazinonun Kentleri

Rivayet odur ki ABD’deki tüm büyük kentler aslında New York’u kopya eder. Bu rivayet ne kadar doğru bilinmez; ama, Türkiye’nin kültür ve sanat hayatında İstanbul’un belirleyici olduğu aşikârdır. Öyle ki; cumhuriyetin ilanından sonra Ankara’nın yeni eğlence anlayışını, yeni cumhuriyeti kuran İstanbullu kadroların, yani “Yeni Ankaralılar”ın eğlence ihtiyaçları belirler (Lale, 2021).

İşgal döneminde İstanbul’daki eğlencenin ahlaki çöküntü olarak tanımlanması ile yeni cumhuriyet, “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu”nda “fuhuşla mücadele” kapsamında “umuma açık istirahat ve eğlence” alanlarını tanımlamıştır. Bunun sonucu olarak cumhuriyetin yıldönümünde, 29 Ekim 1939 yılında bizzat belediye (kamu sermayesi) eliyle yapılan ilk gazino olan Taksim Belediye Gazinosu’nun açılışı ile gazinoların İstanbul’daki serüveni de başlamıştır.

Taksim Gazinosu başta olmak üzere açılan ilk gazinolar, kentin modernleşmesinin bir parçasıdır ve gazino programları, cumhuriyetin ilkelerine uygun olarak balolardan müzik dinletilerine kadar değişik etkinliklerle doludur (Yapar, 2014). Türkiye’deki değişimin gazinolardaki izdüşümü de kendisini ilk olarak, İstanbul gazinolarında göstermiştir. Gazino sermayelerinin el değiştirmesi, bir başka deyişle sermayenin kamudan özele geçmesi ile hem güncel popüler müziklerin hem de buna uygun programların ilk icra edildiği yerler, İstanbul gazinoları olmuştur. Türkiye’nin gazino serüvenini sadece İstanbul gazinoları üzerinden okumak mümkündür. Öyle ki gazinoların 90’larda yeniden canlanması da İstanbul’da başlamış; ancak, bitişleri de yine İstanbul’da olmuştur.

Yukarıda bahsedildiği gibi Ankara’nın gazino tarihini çoğunluğu İstanbul’dan göç eden “Yeni Ankaralılar” başlatır. İlk etapta var olan mekânlar, özellikle oteller ve palaslar, Ankara’daki eğlence mekânlarının azlığı ve yetersizliğinden dolayı göç edenler için eğlence mekânı olarak kullanılmıştır. Kentin planlanma sürecinde gazinolar da, bu modern yeni kentin temel bileşeni olarak inşa edilmiştir. Çubuk, Gar, Köşk, Kervansaray, Göl, Marmara, Keçiören, Süreyya gazinoları,1929-40 arasında açılan ve aynı zamanda inşa edilen Ankara gazinolarıdır. 50’lerden itibaren açılan gazino sayısı belirgin bir şekilde azalmıştır. Ankara’da gazinolara gelenler sınırlı bir kitle olmayıp yaşayan her kesimin gidebileceği gazinolar vardır. “Hava Kurumu menfaatine” bir organizasyon Bomonti Bar Gazinosu’nda yapılırken; aile matineleri Cebeci Dört Yol Aile Bahçesi ve Gazinosu’nda yapılmıştır.

Ankara gazinolarının da, Türkiye değişiminin bir parçası olarak, yıllar içinde hem içeriği hem de müdavimleri değişir. 60’tan sonra rock’n roll da çalınır, Muazzez Abacı’dan Gönül Yazar’a pek çok assolistin olduğu programlar da yapılır (Lale, 2021). Ankara’nın gazino tarihi Türkiye’de gazino tarihine paralel ilerlese de özellikle 90’lardan itibaren, bu yazının kapsamı dışında olmakla birlikte, özel bir incelemeye konu olabilecek, bir başka eğlence mekânına yenik düşer ya da ona dönüşür: Pavyonlar.

İzmir’deki gazino kültürünün ise, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere diğer kentlerdeki gazino kültürlerinden net biçimde ayrıldığı bir özelliği vardır: İzmir Fuarı. Genellikle 26 Ağustos-9 Eylül tarihleri arasında açılan İzmir Fuarı’nın, Türkiye’nin gazino tarihinin sıkıştırılmış hali olduğunu söylemek abartı olmaz. İzmir Fuarı, temel olarak hem ulusal hem de uluslararası ticaret mekânı olmasının yanı sıra İzmir’in ve Türkiye’nin eğlence anlayışının da merkezi olmuştur. 70’lerde özellikle Zeki Müren’in performansını İzmir Fuarı’na taşıması ile İzmir’in fuar gazinoları, Türkiye’nin gazino tarihine paralel olarak hareket etmiştir. Gündüzleri kadınlar matinesinden, geceleri ön sıralarda masaların, arka sıralarda tahta sandalyelerin olduğu gösterilere, müzik icrasından dönemin komedyen ya da sinema aktör-aktrislerinin yer aldığı kabarelere kadar müdavimlerine yaklaşık 20 günlük süre boyunca hizmet verdi İzmir’deki fuar gazinoları (Demirli, 2018). Ancak 2000’lerde fuarın yaklaşık 60 yıllık ulusal ve uluslararası ticaret işlevini yitirmesi ile birlikte fuar gazinolarının da etkinliği bitti. Bu bağlamda, diğer kentlerde gazinoların hikâyesinden farklı olarak İzmir’deki gazinoların kaderinin doğrudan İzmir Fuarı’na bağlı olduğunu söylemek mümkündür.

Gazinonun Müzikleri ve Müdavimleri

Cumhuriyet döneminin resmi müzik politikalarından bahsedilse bile (Zıraman, 2013) gazinolar bu müzik politikalarına uygun sayılan ve sayılmayan müziklerin icra yerlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Gazinolarda ilk yıllarda alaturka ve alafranga müzik icrasında alafranganın belirginliği varken; 50’lerden itibaren alaturka müzik baskın hale gelmiştir. 60’lardan itibaren günün rock’n roll popüler müzikleri icra edilse de alaturka müziğin yanında bir “çeşni” gibi yer almıştır.

Türkiye’nin müzik tarihinde en genel hatları ile alafranga/alaturka ayrımına gidilse de alafranga tek başına klasik Batı müziği; alaturka da sadece klasik Türk sanat müziği değildir. Alafranga müziğe klasik Batı müziği kadar caz da dahilken; alaturkanın içinde halk müziği de vardır. Cumhuriyetin 50’lerden itibaren kapitalistleşme sürecine bağlı olarak gazinoların sermayeyle ilişkisinin değişmesine koşut şekilde gazinolardaki müzik anlayışı da değişmiştir. Daha çok dinleyici çektiği ve dolayısıyla kazancı ve kârı katladığı için gazinoların programlarını belirleyen alaturka müzik olmaya başlamıştır.

Türkiye’nin değişimine paralel olarak alaturka kümesi içine dahil edilen müzik de değişmeye başlamıştır. 1930-50 arası klasik Türk sanat müziği alaturka müziğin tanımlayıcısı olurken; 60’lardan itibaren arabesk, fantezi gibi müzik türleri alaturka kümesi içinde yer almaya başlamıştır. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres, içkisiz gazinolarda sahne alsa da gazinoların programlarını belirleyen esas müzik alaturka kümesi içinde yer alanlar olmuştur (Nadir Kitap, t.y.). Hal böyle olunca Müzeyyen Senar’dan Zeki Müren’e, Bülent Ersoy’dan Neşe Karaböcek’e, İbrahim Tatlıses’ten Müslüm Gürses’e kadar çok geniş bir müzisyen grubu gazinolarda kendisine yer bulmuştur.

Bir müzik türü ancak dinleyici kitlesi ile vardır. Gazinoların eğlence işlevine uygun olarak sunduğu gösterinin temeli, müziktir. Gazino müdavimleri, sunulan müziğin de dinleyici kitlesini oluşturur. Cumhuriyet döneminde gazinolar, balolardan hayır etkinliğine kadar pek çok etkinliğe ev sahipliği yapsa da esas işlevi eğlence için sunulan müziktir. Doğal olarak gazinonun müdavimleri sunulan müziğin de müdavimleridir.

Mavi Boncuk (Ertem Eğilmez,1974), Sırlardaki Heyecan (Orhan Aksoy, 1976) ve Çöpçüler Kralı (Zeki Ökten, 1977) filmlerindeki gazino sahneleri, hem müzik müdavim ilişkisini hem de 1970-1980 arası dönemde bu ilişkinin nasıl değiştiğini gösterir.

Başlangıçta gazinolarda, cumhuriyet modernitesine uygun olarak kadın ve erkeklerin birlikteliği göze çarpar. Ancak bu birliktelik kadın-erkek eşitliği üzerinden değil; modernitenin erillik tariflerine uyumlu olacak şekilde kurulmuştur. 1940’ların ortalarından itibaren gazinoda erillik baskın hale gelir. Cumhuriyetin ilanından sonraki süreçte erkeklerin kadınlarla kurduğu kavalyelik ilişkisi, 50’lerden itibaren kadınların erkeklerin misafiri olmasına dönüşür. Bu dönüşüm gazinolarda da kendini gösterir. Bununla birlikte gazinonun “aile” ile ilişkilendirilmesinde de erkeklik belirleyicidir. Bekâr erkekler dışarıda bırakılır, kadının kendisine özel “matineler” haricinde bir gazinoda izleyici olabilmesi ise ancak erkeğin olduğu bir “aile” ile mümkündür.

Bu noktada biçim ve içerik olarak erilliği dışarıda bırakır gibi gözüken “kadınlar matinesi” de gazinoların ilginç programları arasında yer alır. Sanatçılarının da çoğu zaman kadın, eşcinsel ve/ya trans olduğu bu matineler, diğer gazino programlarına göre nadir olan; ancak, bu nadirliğinden dolayı da hıncahınç dolu programlardır. Bu matinelerde kadınlar, yanlarında erkek(ler-i) olmadan, sahneye atlar ve “kendilerince” eğlenirler.

Gönül Yazar, 1969, Kadınlar Matinesi. Kaynak: Pinterest, @scontent []

Gazino müdavimlerinin sınıfsallığını da belirtmek gerekir. İlk yıllarda müdavimler, cumhuriyet elitlerinden oluşur. Gazinolar halka ve ailelere de hizmet etmelerine rağmen onlara sunulan eğlence, İzmir Fuarı’nda veya Çubuk Barajı’nda olduğu gibi, daha çok dönemsel veya mevsimseldir. 1950’lerden itibaren gazino müdavimleri, sadece hesabı ödeyecek gelire sahip olanlardan oluşmaya başlar. Gazinoların programları, belirli bir servete sahip olanlara hitap edecek şekilde daralır. Gazinoların halkla ilişkisi (halk programları da dahil), bir benzetme yapılacak olursa, sermayenin dağıttığı ulufeye döner.

Türkiye’de gazinoların geniş ve zengin bir tarihi vardır. Gazinolara ait her bir parçanın dahi kendi serüveni bulunmaktadır. Bir zamanların gözde mekânı olan gazinolar bugün, nostalji haline gelmiştir. Nostaljinin riskli yanı, konusu yapılan şeyin kirlerini dışarıda bırakarak “ah nerede o eski günler” güzellemesi içermesidir. Gazinolar kendi kiri ve güzellikleri ile Türkiye’nin 100 yıllık cumhuriyet serüveni içinde yerini başka mekânlara, müziklere, müdavimlere, sanatçılara, hikâyelere, olaylara bırakmıştır.

KAYNAKÇA

Akçura, G. (2022, Mayıs 24). Bir zamanlar yazlık bahçe. https://www.istdergi.com/tarih-belge/bir-zamanlar-yazlik-bahceler

Barış Manço ve Kurtalan Express Gazino Afişi (t.y.). Nadir Kitap. https://www.nadirkitap.com/gazino-reklam-guneypark-ickisiz-aile-gazinosunda-baris-manco-kurtalan-ekspres-ankara-efemera19456067.html

Bülent Ersoy (t.y.). Wikipedia. https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BClent_Ersoy.

Cantek, F. (2021, Kasım 12). Gazino sahnesinden bakınca Türkiye. https://www.gazeteduvar.com.tr/gazino-sahnesinden-bakinca-turkiye-makale-1541480

Casino (t.y.). Online Etymology Dictionary. https://www.etymonline.com/search?q=casino&ref=searchbar_searchhint

Demirli, M. E. (2018). Reading İzmir Culture Park Through Women’s Experiences: Matinee Practices in the 1980’s Casino Spaces. (Doktora Tezi). Ankara: Bilkent Üniversitesi.

Lale, B. (2021). Su ile İlişkili Cumhuriyet Dönemi Ankara Gazinolarını Yeniden Okumak: Göl Gazinosu Üzerine Mekânsal Bir İnceleme. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Pavyondan çıkıp büyük üne sahip olan şarkıcılar. (2022, Mayıs 28). Haber 365. https://www.haber365.com.tr/pavyonda-cikip-buyuk-une-sahip-olan-sarkicilar-g57574

Pavyona düşmemiş tek pavyon sanatçısı. (2010, Mart 13). İnternet Haber. https://www.internethaber.com/pavyona-dusmemis-tek-pavyon-sanatcisi-236832h.htm

Thompson, W. N. (2015). Gambling in America: An Encyclopedia of History Issues, and Society. Santa Barbara: ABC-CLIO.

Yapar, S. (2014). Modernleşme Projesinin Mekânı: Taksim Belediye Gazinosu (1939-1967). (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Bilgi Üniversitesi SBE.

Yüksel, B.T. (2021, Şubat 21). 10 maddede gazinocular kralı.
https://10layn.com/10-maddede-gazinocular-krali-fahrettin-aslan-ve-maksim-gazinosu/

Zeki Müren’in sitem dolu mektubu (2018, Ağustos 23). Eski Hayatlar. https://www.eskihayatlar.com/zeki-muren-mektubu-1962-artist-dergisi-0356/

Zeki Müren’in mini eteği (t.y.). Tozlu Magazin. https://www.tozlumagazin.net/zeki-murenin-mini-etegi/

Zıraman, D. E. (2003). Cumhuriyet Dönemi Müzik Politikalarında Halkevleri’nin Yeri: 1932-1950. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) . İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi.

33 yıl sonra gelen darbe intikamı (2013, Ağustos 01). Mynet.
https://www.mynet.com/33-yil-sonra-gelen-darbe-intikami-27315-mymagazin

Kapak görseli: Photo by Conny Schneider on Unsplash

DİPNOTLAR
  1. Daha ayrıntılı bilgi için bkz. https://gazino.de/

İLGİLİ NESNELER