CUMHURİYETİN 100 SENESİNİ
100 NESNEYLE ANLATIYORUZ

NESNE SEÇİNİZ

Gündelik hayatta türlü amaçlarla kullanılan ve yeniden tanımlanan hareketlilikler zemini olan yol, yapımı ve dönüşümü ile her daim siyasetin ve tartışmanın konusu. Bir yatırım ve hizmet sunumu olarak hiç eskimeyen bir siyasi vaat.
Pankart, toplumsal hareketlerin ve protestoların sembolik ifadesi, aynı zamanda belleğin tozlu raflarına kaldırılan birçok anın güçlü görsel tanığıdır.
Ancak bagajın altın çağı, 19. yüzyılda seyahatin bir statü sembolü haline gelmesiyle başladı.
Modern dünyada başörtüsü, yasaklar ve bu yasaklara ilişkin siyasi tartışmanın başlıca bağlamı din ve inanç özgürlüğüdür. Bu açıdan, başörtüsü tartışmasının odak noktası kamusal alana ilişkin kuralların hangi kaynaklara, ne ölçüde dayanılarak belirleneceğidir.
O yalnız erkeklerin süreceği Toroslar, yollar ve yıllar boyunca isimleri alt alta sıralanmış Kürtlerin üstüne sürülecekti ve nihai hedef veya fantezi, dağların zirvesine park etmekti. Bunun için beyaz Toroslara her yol mübah görülmüştü.
“Aç mezarı yoktur,” derler eskiler; aslında vardır da bakmayın. Herkesin en kötü “bi lokma” ekmeğe ulaşacağı, hepimizin bu dünyada yiyecek ekmeği olduğu sanılır.
Postalın imlediği ordunun darbeler dahil siyasal hayata müdahale sorunsalı ilerleyen yıllarda da makale başlıklarında, gazete haber ve yazılarında, kitap başlıklarında ve/veya kapaklarında sürekli olarak karşımıza çıkacaktır.
Öyle bir nesneden bahsediyoruz ki ismi de, cismi de, imgesi de tek bir form ve anlama indirgenemeyecek, çoklu formlar ve anlamların duygular, düşünceler, olgu ve olayların teğet, çapraz, iç içe geçtiği, ardı sıra dizildiği devasa bir içerik barındırıyor.
...toplumsal meselelerin tartışılması, siyasi örgütlenmelerin oluşması ve bunların neticesinde kapsamlı dönüşümlerin gerçekleşmesi anlamında oldukça önemli bir rol oynar. Öyle ki, Hegel, gazetenin modern insan için sabah dualarının yerini tuttuğunu ileri sürer.
Kimi zaman ise üniversitenin içini boşaltanlara karşı, bilimi ve akademik özerkliği savunanların sembolü haline gelerek iktidardakileri rahatsız edebiliyor cübbe.
Rahim içi araç (Spiral) özellikle çok çocuk doğurmaktan yorulmuş yoksul kadınların tek umudu haline gelmiştir. Aile planlaması kliniklerinde kadınlara tüm yöntemler hakkında bilgi verilmiş ama, sadece RİA’dan ücret talep edilmemiştir.
Bir yerel tohumun yolculuğu, ekilmesi ve yeşermesi, kültürünün ekilmesi ve yeşermesi anlamına gelir. Tohum ekilmeye devam ediliyorsa bu kültür yaşıyor, ekilmiyorsa ölüyordur diyebiliriz; hem kültürel hem de varoluşsal anlamda.
Şadırvanında erkeklerin sohbetinin yankılandığı, kadınların Ramazan mukabelelerini beklediği, sabah gittiğinde gelen bir diğerini tanıdığın, cuma namazına kimin gitmediğini ayırt ettiğin, kimisi için sevap kaynağı, kimisi için sayısı arttıkça işlevi sorgulanan...
Bugün adına traktör dediğimiz araç ise, tarımsal üretimde kullanılmak üzere Sanayi Devrimi ile birlikte makinenin muazzam çeki gücüyle birleştirilerek emek-yoğun bir üretimin hem niteliğine hem de niceliğine etkide bulunmuştur.
Sömürgeciliğin Batıdaki ülkeler açısından esas zenginleşme kaynağı olduğu 1900’lü yılların başlarında uçak, bir havadan tahakküm aracı olarak oldukça işlevsel.
Tüm bürokratik mekanizmalar gibi karneler de ilk bakışta, bir kolaylığa ya da hak kullanımına işaret etseler de bir taraftan da bir ayırma, bölme, mahrum bırakma işlevini yerine getiren belgelerdir.
Hep hayatımızın içinde olduğu için “görmediğimiz,” hakkında düşünmediğimiz; ama, hem nesne olarak kendisi hikâye anlatan hem de içinde birçok hikâye taşıyan çok işlevli bir nesne çanta.
Eskiden Şeker Bayramı zamanlarında hediye olarak mendil verildiğini, para ve değerli eşyaların mendilin içine konularak taşındığını hatırlıyorum.
Deyim yerindeyse Türkiye’de bisikletin yıldızı cumhuriyet döneminde parlar. Erken cumhuriyet eliti, futbol gibi “yararsız” bulduğu sporlar yerine, dağcılık, atıcılık, atletizm, bisiklet gibi “yararlı” sporları destekler.
...apartmanların bu topraklarda ortaya çıkışı, Avrupa’dakinin aksine sosyo-ekonomik bir ihtiyaçtan ziyade zenginlik temsiliyle ilişkiliydi.
Yüzü gizlemenin, törensel bir boyutu hep vardır. Kutsaldan uzaklaşıldığında bile hangi koşullarda, ne zaman yüzün kapatılacağına kararı, başkaları verir, gizli yüz gerekli  izne sahip değilse suçludur.
Kenevir, yakın doğuya dinsel ritüellerde vecd aracı olarak ve dervişlerle taşındı. Kulaktan kulağa fısıldanan bu gizlilik akidesi, “sırlar” anlamına gelen esrar adıyla yayıldı.
Günümüzde mektup denilince, ilkin elektronik cinsten olandan gayrısı gelmiyorsa da akla, bizim ve bizden önceki kuşakların yüreğindeki esas olarak, zarflar ile sarılıp sarmalanan, allanıp “pul”lanan duygu-düşünce kitabeleridir.
Alevi toplulukların günümüzde cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması ve ibadethanelere tanınan haklardan yararlanması gerektiği ile ilgili taleplerinin son derece meşru ve haklı olduğunu belirtmek gerekir.
Bugün dikiş makineleri, çeşitli işlevleri olan çok sayıda modeliyle tekstil endüstrisinin temeli olmanın yanı sıra, ev tipi modelleriyle de hem bir hobi aracı hem de ev içi emeğin bir parçası olmaya devam ediyor.
“Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi,” der Murat Uyurkulak, ilk ve bence en güzel romanı Tol’un (2017) giriş cümlesinde. İşte parka o devrim ihtimalini görenlerin; hatta belki de devrimi bir ihtimal haline getirenlerin alametifarikasıydı, yani 68 ve 78 kuşağının.
“Araba sevdası” da ekonomiden siyasete, sanattan edebiyata ve gündelik hayata ülkenin neredeyse bütün serüvenine tanıklık eder.
Bastonun tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Mitolojide tanrıların tanrısı Zeus’un elinde tuttuğu asa ve Hz. Musa’nın denizi yardığı ünlü asa gelir aklımıza ilk olarak.
Siyah önlük, ancak 1981'de zorunlu hale gelmişken neden kuşaklara yayılan toplumsal muhayyilede okul önlüğünün karşılığı oluvermiştir?
Kışların oldukça uzun geçtiği Doğu Anadolu Bölgesi için tezek, uzun süre aranan, insanları fazlaca meşgul eden ve yapısı, kalorisi, işlem görme şekliyle onlarca isim ve sıfat kazanmış bir nesneydi.
Maklube gibi içeriği ve lezzeti kadar hatta ondan daha fazla simgelediği sosyal-siyasal olguyla tanınan bir yemeği, elbette ambiyansı ve etrafında bir araya gelen insanların oluşturduğu sosyo-mekânsallık bağlamında sofrayla birlikte düşünmek gerekir.
Türkiye’de çayın bir ziraat kolu olarak geliştirilmesinin kökleri, Tanzimat’a kadar uzanmaktadır.
Köyden kente göçün alamet-i farikası olarak, şehirler arası otobüslerin orta koridorlarını tıka basa doldurmuş veya arabanın bagajına istiflenmiş çuvallar içinde kente giden erzaklar gelir akla.
Tütün deyince ne gelir aklınıza? Buram buram hasretlikle, “sigaramın dumanına saklasam seni” diye diye sarılan bir cigara mı? ...
Gecekondu, köyden kente göçün, Türkiye kentleşmesinin ve kent mekânlarının rant kaynağı olarak görülmesinin metaforu gibidir adeta. Burjuvazi, devlet ve halk arasındaki örtük anlaşmadır.
Kaset sadece kaydedilmiş olanın tüketilmesine dayanan bir araç olmaktan çok kullanıcıların da üzerine yeniden kayıt yapabilmesini mümkün kılmasıyla insan yaratıcılığı açısından oldukça farklı bir oyun alanı açıyordu.
Kapı, girişe veya çıkışa ve geçişe getirilen bir denetim aygıtı, mahrem olanla kamusal olan arasında bir sınır çizgisi, ardına kadar açılan ve güm diye yüze kapanan, çok zamansa aralığından konuşulan; ancak, zihinlerde o ilk ev resimlerindeki iki boyutu ile resmedilen bir dikdörtgen.
İmgesine sinmiş kesif kokulara, tanımlarından sızan ekşi sulara rağmen çöpü eşeleyerek toplumu çözümlemek ve kültürü anlamak, kısacası tarih yazmak mümkündür.
İnsanların ne zaman, hangi yağı kullandığı, yağ kullanım alışkanlıklarının değişimi, içinde bulunulan dönemin iktisadi, politik ve sosyal koşullarıyla; üretim ve bölüşüm ilişkileriyle büyük bir paralellik gösteriyor.
Kamyon, Türkiye’nin sanayileşme serüveninin ve ona eşlik eden ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin, çelişkilerin ve çıkmazların orta yerinde görünür bir şekilde duruyor.
Bu mutlak devlet, muhtemelen bölüşüm savaşından sonra, klasik ve çoğulcu liberallerin kuramsal katkıları ve toplumsal mücadelelerin zorlamalarıyla sınırlandırılıp daha katılımcı bir görünüm alsa da, devletin asli varlık nedeni bugün de aynı: Mülkiyeti, serbest piyasayı ve yaşamı, anarşiye ve kaosa karşı güvenceye almak.
İlkokul yıllarında, okulda aşı için sıraya girdiğinizde sürekli sıranın sonuna geçen, sıra kendisine geldiğinde ise korkudan ağlayan, bağıran, hatta kaçmaya çalışan bir arkadaşınız olmuştur mutlaka.
Beyaz tülbent...“Barış Anneleri” ile sadece sıradan Kürt kadınının baş örtüsü olmayı aşar ve politik bir anlama bürünerek barış aktivizminin sembolüne dönüşür.
...gerçek hayatta sadece sesini duysanız bile kuşkuya düşmeden kaynağını şıp diye anlayacağınız bir nesneyle huzurlarınızdayız.
Türkiye, rakıdan hiç vazgeçmemiş ve onu kendine has bir değer olarak kabullenmiş ülkelerden biri. Patent Enstitüsü’nün “nadir bir ticari değer” olarak belirttiği rakı, Türkiye’nin en çok ihraç ettiği içki.
Burada yer sofrasından masaya doğru giderken modernleşme ile gelen büyük bir dönüşümün de izini süreceğiz; fakat, keskin dönüşlerini çok da kesin tarihlerle takip edemeyeceğimiz bir dönüşüm olacak bu.
Kimlik kartı da sembolik olarak her vatandaşın “eşitliğini” vurgulasa da, kartın kütük, isim, cinsiyet, din haneleri gibi ayrıntıları kimin “makbul vatandaş” olduğunu kodlamak için gereklidir.
Televizyon… Kimilerine göre sihirli kutu, kimilerine göre aptal kutusu… Kimi zaman darbe habercisi, kimi zaman “kuzucuklarım” diyen Adile Naşit’in şefkatli sesi…
Kuşkusuz uygarlığın gelişimi içinde ayakkabı da salt işlevsel bir nesne olmaktan çıkmış, farklı dönemlerdeki farklı moda akımlarına göre çok farklı şekiller alan bir estetik objeye; sosyo-ekonomik konuma işaret eden bir toplumsal simgeye dönüşmüştür.
...“başına çorap örmek” deyiminden, entelektüelliğinden şüphe edilen kişilere takılan “entel dantel” lakabına kadar gündelik dilimize konu olan nesnelerdir.
... kısacası gündelik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen farklı tarz aydınlatma vasıtaları, kimi zamansa toplumsal adalet arayışının simgesi oldu.
Radyonun siyasi tarihte ve kolektif bellekte bıraktığı izlerin tümünün radyo tiyatroları gibi iyicil olmadığı ve dinleyicisini uzun sessizliklere gömmeyi arzulayan tok seslerin radyo aracılığıyla evlere yayıldığı da anılmalıdır.
Türkiye’de, 1934’te birdenbire mecmuadan dergiye atlandı. O yıl dergi sözcüğü, adeta tek başına öz Türkçe hamlesinin savunuculuğunu üstlendi...
Bir kavram olarak anayasanın sınırlarını çizmenin güçlüğü bir yana, onu bir nesne olarak ele almak başlı başına zor. Bu yüzden çok defa metaforlara başvurulur.
Pense, kerpeten ve maşanın akrabası olan cımbız basit bir fizik kanununa göre çalışıyordu ve istenmeyen tüylerden arınmanın yanında tutması zor olan objeleri, elle müdahale etmeden yakalayıp çekebiliyordu.
Evleri süsleyen büfelerden vitrinlere, küçük mağaza vitrinlerinden alışveriş merkezlerindeki devasa mağaza vitrinlerine ve nihayetinde toplumun ve bireyin vitrinleştiği bir döneme uzanan bir tarihselliğin söz konusu olduğunu söylemek mümkündür.
Kullanmak zorunda olmayan bir kesim için düne ait bir nostaljik imge iken; başka bir kesim için dün ve bugünün olduğu kadar yarının da zaruri ısınma aracıdır soba.
Hem yaşamı hem ölümü simgeleyen nadir varlıklardan biridir ağaç. Yaşarken ve öldükten sonra gölgesine sığındığımız...
Türkiye’de gazinoların tarihi, doğrudan cumhuriyetin kurulması ile başlar ve ortaya çıkışları cumhuriyetin kültür, kent ve mekân ideallerine paralellik içerir.
Gazoz sadece keyifle içilen, sıcak yaz günlerinin serinleticisi bir içecek değil, “dört mevsimlik” bir kültür bahçesi, özellikle çocukluk anılarını canlandıran bir düş kilidi, ihtiyarlıkta bile hasretle anılan günlerin kol gezdiği bir bellek...
Boya ve fırça uzun yıllardır ressamların hem büyü malzemeleri hem ekmek tekneleri olarak işlev görür.
...fabrika, zanaatkârların kullandığı el araçlarının basit bir biçimde makinelere dönüşmesini değil; yeni icat edilen makineler ve emekçilerin bir bütün oluşturacak biçimde biraraya gelmesini ifade ediyor
Günlük hayatımızın bir parçası olan etek, hiçbir zaman sadece bir kumaş parçası olmamıştır. Etek, hayatımızdaki pek çok nesne gibi toplumsal cinsiyetlendirilmiştir, dolayısıyla toplumsal cinsiyet lensiyle irdelenmeyi gerektirir.
Pasaport kelimesi, Fransızca geçmek (passer) ve liman (port) anlamına gelen kelimelerin birleşimiyle “kapı geçişi”ni ifade eder. İlk kez 16. yüzyılda İngiltere’de kullanılan pasaport, bugün uluslararası seyahat yapmak isteyen kişilerin kimliğini ve milliyetini tanımlamak üzere bağlı bulundukları devletler tarafından verilen resmi bir belge. Günümüzde sahte pasaport, biyometrik pasaport, çifte pasaport gibi tanımlarla akla gelen pasaport, devlet ve vatandaş arasındaki ilişkiyi, daha özelde ise, kişinin hareketliliği üzerinde devletin denetim gücünü ifade eden nesnelerden biri.
Bugün söz konusu bezlerin çoğu hijyen, kullanım kolaylığı ve değişen tüketim alışkanlıkları gibi nedenlerle kullan-at hale gelmiş ya da şekli, adı; markası, rengi ve muhteviyatı ile değişmiş olsa da bakım nesneleri olma özelliğini koruyorlar.
İnsanları bir araya getiren, peşinden koşturup keyiflendiren; kimi zaman ayrı düşüren, öfkelendiren sihirli bir nesne gibi top.
Taş sanki hayatı tutar; kim açsa, kırsa, baksa içine görür bütün yeryüzünü her zerresinde.
Gelinlik, bir yandan yüklü duygusal anlamlara, bir yandan da ekonomik bir değere sahip özel bir üründür. Duygusal anlamlarıyla birlikte sahip olduğu ekonomik değer, gelinliği önemli bir ticari meta haline getirmiştir.
Tespih, yuvarlak boncukları ve dairesel şekli1 ile bütün bir kozmolojiyi, evrendeki gezegenleri, kâinatın tekrarlayan döngüselliğini resmederken, onu çeken insan da ritmik hareketleriyle evrendeki bu kozmolojik döngüye, tevekkül halindeki varoluşuyla iştirak ediyor gibidir.
Modern saatin akrep ve yelkovanının keşfinden çok önce, hemen hemen her büyük uygarlık zamanı ölçmeye çalışmıştır.
Başta insanlara giysi, ardından kadınlar için görünmeyen emek işi, sonra da kadınların sosyalleşme alanının ana materyali olmuştur.
Tehdidi ya da zor kullanımını dışarıya yönelten ve hiçbir “iş yapmazken” bile caydırıcı olabilen panzer, militarist teçhizatın tamamı gibi her zaman dışarıya olduğu kadar içeriye, yurttaşa da yöneliktir.
İlaç üretimi, cumhuriyet öncesi dönemde yurt dışına bağımlı şekilde başlamış, cumhuriyet döneminde de bu bağımlılık devam etmiş ve yurt içi üretim küçük ölçekte 1926 yılına kadar eczanelerde yapılmıştır.
Pamuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde de endüstriyel tarım ürünü olma özelliğiyle öne çıkmış, 100 yıllık tarihin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel süreçlerinde bu özelliğiyle izler bırakmıştır.
Esasında “boru”nun şekil ve işlevsel niteliklerine etimolojik ve semiyolojik olarak ve toplumsal cinsiyet açısından değinmek, yüz yıllık cumhuriyet dönemi ötesinde, insan-insan, insan-çevre ilişkisinin dönüşümüne dair ipuçları veriyor.
Kapitalizmi hızlandıran, ulusal sınırları şekillendiren kömür –ve petrol ile birlikte diğer fosil yakıtlar– günümüzde küresel iklim değişikliğinin insan merkezli en önemli sebeplerinden biri olarak görülüyor.
Osmanlı’nın Sünnileşmesi ile birlikte, fal, büyü, muska gibi okült sistemleri net bir şekilde birbirinden ayrıştı ve muskanın farkı, bilhassa onun üçgen şeklinde temayüz etti.
Onunla tanışıklığım bir insan ömrünün sınırları içinde kalır; ama, onun kendi tabiriyle dünyada zuhur edişi insanlıkla yaşıt: İnsanlığın bir göbek deliği varsa o, sefer tasıdır.
Kuruluş döneminden itibaren, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana devlet aygıtlarının, haritalara yönelik hiç durmayan aşırı bir milli hassasiyet gösterdiğini söylemek gerekir. Tapu belgesi gibi harita da insanlar arasında derin anlaşmazlığa neden olabilen bir şey olmasının yanı sıra bir tabudur da.
Kibrit, icat edildikten kısa süre sonra dünyadaki her evin en temel ihtiyaç malzemelerinden biri haline gelir. Sadece evlerde değil; neredeyse herkesin cebinde, çantasında bulunur. Çünkü o güne kadarki en pratik ve ucuz ateş yakma yöntemidir.
Yerin altındaki en saf ve paha biçilmez madene isim olan altın, yerin üstüne çıkarıldığı andan itibaren maddi ve manevi her türden değer hiyerarşisinin en üstünde anlamlar yüklenir.
Sazın serencamı, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren inanç alanına ek olarak farklı alanlara da yayılmış, ilerici-gerici gibi birbirine zıt tanımlar alarak sürmüş ve son yüzyılda ana teması saz olan çok renkli tablolar ortaya çıkmıştır.
Böylece elektrikli süpürge yeni cumhuriyetin kadınını, Batılı hemcinslerine denk, modern iş görme ve yaşam biçimine eriştirecek bir alternatif olarak ortaya çıkar.
Heykel, cumhuriyet ideolojisinin ve rejimin önemli propaganda araçlarından biri olarak kamusal yaşama hızla nüfuz edecek; anıtsal propagandanın başat figürü Atatürk, anıtlarda, ulusu “kuran, koruyan, eğiten” önder olarak betimlenecektir.
Toplu iğneden mor iğneye mücadelenin kadın serüveni ya da feminizmin dümen suyunda alabora olan peynir gemisinin (veyahut halk arasında bilinen şekliyle şişirilmiş erkekliğin) serencamı.
Türkiye’de, özellikle de büyük şehirde yaşayan bir yetişkinseniz, dolmuşla kararsız ve değişken bir ilişkiye girmekten kaçınamazsınız. Dolmuşun yol açtığı ikircikli duygular sebepsiz de değildir kuşkusuz.
Kapitalizmden önce savaşlarda tarafları ayırmanın aracı olan bayrak, kapitalizmin doğuşuyla birlikte önce modern devletlerin egemenlik göstergesine dönüşmüştür.
Sinek bildiğimiz anlamda bir “nesne” değil; ama, tüm saygınlığıyla, kendi yaşam alanının sınırlarını belirleme konusundaki olanca inadıyla o, gündelik hayatın şekillenmesinde oldukça belirleyici olmuş bir hayvan, bir olgu, eskilerin deyimiyle bir “vakıa.”
...tarım ve bahçecilikten ziyade hayvancılıkla geçinen ve çoğunlukla kolektif farklılık/özerkliklerine düşkün ve barındırdığı patriyarkal veya gerontokratik ilişkilere karşın görece eşitlikçi ilişkileri korumaya çalışan göçebe toplulukların geçici konaklama yerlerinde daimi yuvalarıdır.
Sosyal tarihimizde kılık kıyafette ve dolayısıyla baş giyimindeki değişiklikler, Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat dönemi ve sonrasındaki modernleşme tarihi ile ilintilidir.
Elbette, ansiklopedi çalışmasını Aydınlanma hareketinin karargâhlarından biri olarak kullanan Diderot’nun ifadesiyle tam örtüşmese de bilginin sistematik şekilde derlenmesinin tarihi, 18. yüzyıl öncesine uzanıyor.
Kahve, sadece kelime anlamıyla değil; çağrışımları itibariyle de pek çok hikâyeye bağlanıyor...
İstanbul’da vapurların kendilerine özgü bir tipolojileri vardır. Birbirine benzeyen yönleri olmakla birlikte farklı yerlerde tasarlanan, hatlara göre biçimlenen vapurlar arasında önemli farklar da olurdu.
Yatak, bedenin teslim edildiği bir nesnedir. Mahremdir; zira uyurken bedenin uzantısı haline gelir... Ranza haline gelmiş yataklar, o “mahremler”i, o “bedenler”i ve o “anlam dünyaları”nı üst üste yığan nesnelerdir.
Doğada var olan bir bitkinin geçirdiği kimyasal ve teknik dönüşümler sonucunda biçim alan, şeker dediğimiz o hoş, ince, bembeyaz toz nasıl oldu da “olağan” ve “çok” tüketilen bir besin ve çeşni maddesine dönüştü?
Sinema… Çoğu zaman kaybedilmiş savaşların ya da hiç verilmemiş mücadelelerin rövanşı için kullanılan bir düş perdesi.
Nihayetinde kolalısı, ütülüsü, sakız kokulusu, bembeyazı, desenlisi, lastiklisi, pamuklusu, sentetiği, tek ve çift kişiliği ile çeşitlenip sınıfını bulan yatak odalarının, yatakların olmazsa olmazı çarşaf.
Şirketler, bankalar ve bilcümle piyasa aktörü için mobil telefon şebekesi ve ilişkide olduğu görsel işitsel eğlence dünyası, ardı kesilmez bir kazanç kapısı. Devletler içinse telefon cihazları üzerinden şirketlerin elde ettiği güç, ürkütücü.
Bir ilişkiler bütünü olarak para, kapsamlı bir cumhuriyet tarihi kavrayışını mümkün kılacağından, ilişkili çok sayıda kavram ve nesneyi temsil eden –örneğin ekonomik/finansal kriz, borç (idaresi), kumbara, piyango bileti, jeton– bir meta-nesne (üst-nesne) olarak da görülmelidir.
Tren, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyıl başlarına dek, modernliğin en gösterişli aletlerinden, en güçlü imgelerinden biri...

VİDEOLAR

TOHUMLARIN HAMİSİ
SÖYLEŞİ: BEDİZ YILMAZ – ESRA GÜVEN

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nis.

PodCASTLER

SOSYAL MEDYA

Proje boyunca sosyal medyadan paylaştıklarımızı görebilmek, eklenecek yeni nesnelerden
haberdar olabilmek için hesaplarımızı takip edebilirsiniz.