CUMHURİYETİN 100 SENESİNİ
100 NESNEYLE ANLATIYORUZ

NESNE SEÇİNİZ

Sinema… Çoğu zaman kaybedilmiş savaşların ya da hiç verilmemiş mücadelelerin rövanşı için kullanılan bir düş perdesi.
Kimlik kartı da sembolik olarak her vatandaşın “eşitliğini” vurgulasa da, kartın kütük, isim, cinsiyet, din haneleri gibi ayrıntıları kimin “makbul vatandaş” olduğunu kodlamak için gereklidir.
Yatak, bedenin teslim edildiği bir nesnedir. Mahremdir; zira uyurken bedenin uzantısı haline gelir... Ranza haline gelmiş yataklar, o “mahremler”i, o “bedenler”i ve o “anlam dünyaları”nı üst üste yığan nesnelerdir.
Bastonun tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Mitolojide tanrıların tanrısı Zeus’un elinde tuttuğu asa ve Hz. Musa’nın denizi yardığı ünlü asa gelir aklımıza ilk olarak.
Heykel, cumhuriyet ideolojisinin ve rejimin önemli propaganda araçlarından biri olarak kamusal yaşama hızla nüfuz edecek; anıtsal propagandanın başat figürü Atatürk, anıtlarda, ulusu “kuran, koruyan, eğiten” önder olarak betimlenecektir.
“Araba sevdası” da ekonomiden siyasete, sanattan edebiyata ve gündelik hayata ülkenin neredeyse bütün serüvenine tanıklık eder.
Bir yerel tohumun yolculuğu, ekilmesi ve yeşermesi, kültürünün ekilmesi ve yeşermesi anlamına gelir. Tohum ekilmeye devam ediliyorsa bu kültür yaşıyor, ekilmiyorsa ölüyordur diyebiliriz; hem kültürel hem de varoluşsal anlamda.
Ancak bagajın altın çağı, 19. yüzyılda seyahatin bir statü sembolü haline gelmesiyle başladı.
Yüzü gizlemenin, törensel bir boyutu hep vardır. Kutsaldan uzaklaşıldığında bile hangi koşullarda, ne zaman yüzün kapatılacağına kararı, başkaları verir, gizli yüz gerekli  izne sahip değilse suçludur.
Modern saatin akrep ve yelkovanının keşfinden çok önce, hemen hemen her büyük uygarlık zamanı ölçmeye çalışmıştır.
Tüm bürokratik mekanizmalar gibi karneler de ilk bakışta, bir kolaylığa ya da hak kullanımına işaret etseler de bir taraftan da bir ayırma, bölme, mahrum bırakma işlevini yerine getiren belgelerdir.
Şirketler, bankalar ve bilcümle piyasa aktörü için mobil telefon şebekesi ve ilişkide olduğu görsel işitsel eğlence dünyası, ardı kesilmez bir kazanç kapısı. Devletler içinse telefon cihazları üzerinden şirketlerin elde ettiği güç, ürkütücü.
Kapitalizmden önce savaşlarda tarafları ayırmanın aracı olan bayrak, kapitalizmin doğuşuyla birlikte önce modern devletlerin egemenlik göstergesine dönüşmüştür.
Televizyon… Kimilerine göre sihirli kutu, kimilerine göre aptal kutusu… Kimi zaman darbe habercisi, kimi zaman “kuzucuklarım” diyen Adile Naşit’in şefkatli sesi…
Tütün deyince ne gelir aklınıza? Buram buram hasretlikle, “sigaramın dumanına saklasam seni” diye diye sarılan bir cigara mı? ...
Türkiye’de gazinoların tarihi, doğrudan cumhuriyetin kurulması ile başlar ve ortaya çıkışları cumhuriyetin kültür, kent ve mekân ideallerine paralellik içerir.
Kuşkusuz uygarlığın gelişimi içinde ayakkabı da salt işlevsel bir nesne olmaktan çıkmış, farklı dönemlerdeki farklı moda akımlarına göre çok farklı şekiller alan bir estetik objeye; sosyo-ekonomik konuma işaret eden bir toplumsal simgeye dönüşmüştür.
Alevi toplulukların günümüzde cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması ve ibadethanelere tanınan haklardan yararlanması gerektiği ile ilgili taleplerinin son derece meşru ve haklı olduğunu belirtmek gerekir.
Hep hayatımızın içinde olduğu için “görmediğimiz,” hakkında düşünmediğimiz; ama, hem nesne olarak kendisi hikâye anlatan hem de içinde birçok hikâye taşıyan çok işlevli bir nesne çanta.
Tehdidi ya da zor kullanımını dışarıya yönelten ve hiçbir “iş yapmazken” bile caydırıcı olabilen panzer, militarist teçhizatın tamamı gibi her zaman dışarıya olduğu kadar içeriye, yurttaşa da yöneliktir.
...apartmanların bu topraklarda ortaya çıkışı, Avrupa’dakinin aksine sosyo-ekonomik bir ihtiyaçtan ziyade zenginlik temsiliyle ilişkiliydi.
...gerçek hayatta sadece sesini duysanız bile kuşkuya düşmeden kaynağını şıp diye anlayacağınız bir nesneyle huzurlarınızdayız.
Türkiye’de çayın bir ziraat kolu olarak geliştirilmesinin kökleri, Tanzimat’a kadar uzanmaktadır.
...tarım ve bahçecilikten ziyade hayvancılıkla geçinen ve çoğunlukla kolektif farklılık/özerkliklerine düşkün ve barındırdığı patriyarkal veya gerontokratik ilişkilere karşın görece eşitlikçi ilişkileri korumaya çalışan göçebe toplulukların geçici konaklama yerlerinde daimi yuvalarıdır.
Burada yer sofrasından masaya doğru giderken modernleşme ile gelen büyük bir dönüşümün de izini süreceğiz; fakat, keskin dönüşlerini çok da kesin tarihlerle takip edemeyeceğimiz bir dönüşüm olacak bu.
İlaç üretimi, cumhuriyet öncesi dönemde yurt dışına bağımlı şekilde başlamış, cumhuriyet döneminde de bu bağımlılık devam etmiş ve yurt içi üretim küçük ölçekte 1926 yılına kadar eczanelerde yapılmıştır.
Osmanlı’nın Sünnileşmesi ile birlikte, fal, büyü, muska gibi okült sistemleri net bir şekilde birbirinden ayrıştı ve muskanın farkı, bilhassa onun üçgen şeklinde temayüz etti.
Kibrit, icat edildikten kısa süre sonra dünyadaki her evin en temel ihtiyaç malzemelerinden biri haline gelir. Sadece evlerde değil; neredeyse herkesin cebinde, çantasında bulunur. Çünkü o güne kadarki en pratik ve ucuz ateş yakma yöntemidir.
Deyim yerindeyse Türkiye’de bisikletin yıldızı cumhuriyet döneminde parlar. Erken cumhuriyet eliti, futbol gibi “yararsız” bulduğu sporlar yerine, dağcılık, atıcılık, atletizm, bisiklet gibi “yararlı” sporları destekler.
Evleri süsleyen büfelerden vitrinlere, küçük mağaza vitrinlerinden alışveriş merkezlerindeki devasa mağaza vitrinlerine ve nihayetinde toplumun ve bireyin vitrinleştiği bir döneme uzanan bir tarihselliğin söz konusu olduğunu söylemek mümkündür.
“Aç mezarı yoktur,” derler eskiler; aslında vardır da bakmayın. Herkesin en kötü “bi lokma” ekmeğe ulaşacağı, hepimizin bu dünyada yiyecek ekmeği olduğu sanılır.
Kullanmak zorunda olmayan bir kesim için düne ait bir nostaljik imge iken; başka bir kesim için dün ve bugünün olduğu kadar yarının da zaruri ısınma aracıdır soba.
Beyaz tülbent...“Barış Anneleri” ile sadece sıradan Kürt kadınının baş örtüsü olmayı aşar ve politik bir anlama bürünerek barış aktivizminin sembolüne dönüşür.
İlkokul yıllarında, okulda aşı için sıraya girdiğinizde sürekli sıranın sonuna geçen, sıra kendisine geldiğinde ise korkudan ağlayan, bağıran, hatta kaçmaya çalışan bir arkadaşınız olmuştur mutlaka.
Günlük hayatımızın bir parçası olan etek, hiçbir zaman sadece bir kumaş parçası olmamıştır. Etek, hayatımızdaki pek çok nesne gibi toplumsal cinsiyetlendirilmiştir, dolayısıyla toplumsal cinsiyet lensiyle irdelenmeyi gerektirir.
Eskiden Şeker Bayramı zamanlarında hediye olarak mendil verildiğini, para ve değerli eşyaların mendilin içine konularak taşındığını hatırlıyorum.
...“başına çorap örmek” deyiminden, entelektüelliğinden şüphe edilen kişilere takılan “entel dantel” lakabına kadar gündelik dilimize konu olan nesnelerdir.
Tespih, yuvarlak boncukları ve dairesel şekli1 ile bütün bir kozmolojiyi, evrendeki gezegenleri, kâinatın tekrarlayan döngüselliğini resmederken, onu çeken insan da ritmik hareketleriyle evrendeki bu kozmolojik döngüye, tevekkül halindeki varoluşuyla iştirak ediyor gibidir.
...toplumsal meselelerin tartışılması, siyasi örgütlenmelerin oluşması ve bunların neticesinde kapsamlı dönüşümlerin gerçekleşmesi anlamında oldukça önemli bir rol oynar. Öyle ki, Hegel, gazetenin modern insan için sabah dualarının yerini tuttuğunu ileri sürer.
Türkiye’de, 1934’te birdenbire mecmuadan dergiye atlandı. O yıl dergi sözcüğü, adeta tek başına öz Türkçe hamlesinin savunuculuğunu üstlendi...
Pamuk, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde de endüstriyel tarım ürünü olma özelliğiyle öne çıkmış, 100 yıllık tarihin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel süreçlerinde bu özelliğiyle izler bırakmıştır.
Gündelik hayatta türlü amaçlarla kullanılan ve yeniden tanımlanan hareketlilikler zemini olan yol, yapımı ve dönüşümü ile her daim siyasetin ve tartışmanın konusu. Bir yatırım ve hizmet sunumu olarak hiç eskimeyen bir siyasi vaat.
Siyah önlük, ancak 1981'de zorunlu hale gelmişken neden kuşaklara yayılan toplumsal muhayyilede okul önlüğünün karşılığı oluvermiştir?
Bugün adına traktör dediğimiz araç ise, tarımsal üretimde kullanılmak üzere Sanayi Devrimi ile birlikte makinenin muazzam çeki gücüyle birleştirilerek emek-yoğun bir üretimin hem niteliğine hem de niceliğine etkide bulunmuştur.
Sosyal tarihimizde kılık kıyafette ve dolayısıyla baş giyimindeki değişiklikler, Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat dönemi ve sonrasındaki modernleşme tarihi ile ilintilidir.
... kısacası gündelik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen farklı tarz aydınlatma vasıtaları, kimi zamansa toplumsal adalet arayışının simgesi oldu.
Böylece elektrikli süpürge yeni cumhuriyetin kadınını, Batılı hemcinslerine denk, modern iş görme ve yaşam biçimine eriştirecek bir alternatif olarak ortaya çıkar.
Şadırvanında erkeklerin sohbetinin yankılandığı, kadınların Ramazan mukabelelerini beklediği, sabah gittiğinde gelen bir diğerini tanıdığın, cuma namazına kimin gitmediğini ayırt ettiğin, kimisi için sevap kaynağı, kimisi için sayısı arttıkça işlevi sorgulanan...
İnsanları bir araya getiren, peşinden koşturup keyiflendiren; kimi zaman ayrı düşüren, öfkelendiren sihirli bir nesne gibi top.
Tren, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyıl başlarına dek, modernliğin en gösterişli aletlerinden, en güçlü imgelerinden biri...
Kuruluş döneminden itibaren, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana devlet aygıtlarının, haritalara yönelik hiç durmayan aşırı bir milli hassasiyet gösterdiğini söylemek gerekir. Tapu belgesi gibi harita da insanlar arasında derin anlaşmazlığa neden olabilen bir şey olmasının yanı sıra bir tabudur da.
Kahve, sadece kelime anlamıyla değil; çağrışımları itibariyle de pek çok hikâyeye bağlanıyor...

VİDEOLAR

TOHUMLARIN HAMİSİ
SÖYLEŞİ: BEDİZ YILMAZ – ESRA GÜVEN

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nis.

PodCASTLER

SOSYAL MEDYA

Proje boyunca sosyal medyadan paylaştıklarımızı görebilmek, eklenecek yeni nesnelerden
haberdar olabilmek için hesaplarımızı takip edebilirsiniz.